Yayın6 Ekim 2026

Birleşmiş Milletler Uzay Antlaşmaları ve Gelişen Uzay Hukuku Rejimi

Yazar —

Uzay faaliyetlerinin hukuki çerçevesi, 1967 tarihli Dış Uzay Antlaşmasının başını çektiği beş Birleşmiş Milletler antlaşmasına dayanır. Türkiye bu antlaşmaların beşine de taraftır ve 31 Ağustos 2026'da Artemis Anlaşmaları'nı imzalamıştır. Ticari aktörlerin uzaya taşıdığı yeni soruların cevabı, bu iki katmanın birlikte okunmasını gerektirir.

Giriş: Antalya'dan uzay hukukuna bakış

Antalya, 5–9 Ekim 2026 tarihlerinde 77. Uluslararası Astronotik Kongresi'ne (IAC) ev sahipliği yapıyor. Kongreyi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı düzenliyor; Türkiye Uzay Ajansı ve SAHA İstanbul eş organizatör.

Uzay artık yalnızca devlet ajanslarının alanı değildir. Uydu operatörleri, fırlatma şirketleri ve kaynak arama girişimleri sahneye çıkmıştır. Bu da üç temel soruyu gündeme getirir: Uzayda kim neyi yapabilir, bir zarardan kim sorumludur ve uyuşmazlıklar nerede çözülür?

Uzay hukukunun kaynakları: beş BM antlaşması

Antlaşmaİmzaya açılışTemel konuTürkiye
Dış Uzay Antlaşması1967Uzay faaliyetlerinin temel ilkeleriTaraf (1968)
Kurtarma Anlaşması1968Astronotların kurtarılması, uzay cisimlerinin iadesiTaraf
Sorumluluk Sözleşmesi1972Uzay cisimlerinin verdiği zararTaraf
Tescil Sözleşmesi1975Uzay cisimlerinin kaydıTaraf (2006)
Ay Anlaşması1979Ay ve diğer gök cisimlerindeki faaliyetlerTaraf (2012)

Antlaşmalara katılım çok farklıdır. 1 Ocak 2025 itibarıyla Dış Uzay Antlaşmasını 116 devlet onaylamışken, Ay Anlaşmasının taraf sayısı yalnızca 17'dir. Bu tabloyu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararları ve COPUOS (BM Uzayın Barışçıl Kullanımı Komitesi) kılavuzları gibi bağlayıcı olmayan belgeler tamamlar.

Uzay faaliyetlerinin hukuki statüsü: temel ilkeler

Dış Uzay Antlaşması uzayı bir "kamusal alan" gibi kurgular. Başlıca ilkeler şunlardır:

  • Serbestlik (m. I): Uzayın keşfi ve kullanımı tüm devletlere açıktır ve bütün insanlığın alanıdır.
  • Sahiplenme yasağı (m. II): Ay ve diğer gök cisimleri dahil uzay, egemenlik iddiası, kullanım veya işgal yoluyla sahiplenilemez.
  • Uluslararası hukuka tabiiyet (m. III): Uzay faaliyetleri BM Şartı dahil uluslararası hukuka uygun yürütülür.
  • Barışçıl kullanım (m. IV): Yörüngeye nükleer silah veya kitle imha silahı yerleştirilemez. Ay ve gök cisimleri yalnızca barışçıl amaçlarla kullanılır.
  • Devletin sorumluluğu (m. VI): Devlet, özel şirketlerin faaliyetlerinden de uluslararası alanda sorumludur. Bu faaliyetler devletin izin ve sürekli denetimine tabidir.
  • Zarar, yetki ve denetim (m. VII–VIII): Fırlatan devlet zarardan sorumludur. Uzay cismini tescil eden devlet, o cisim üzerinde yetki ve denetim sahibidir.
  • Gereken özen ve istişare (m. IX): Devletler diğer devletlerin çıkarlarını gözetir. Zararlı müdahale riski varsa istişare yoluna gidilir.

m. VI, özel sektör açısından en kritik hükümdür. Bir şirketin uydusu başka bir ülkeye zarar verdiğinde, uluslararası planda muhatap şirket değil devlettir. Devletler bu nedenle ulusal mevzuatla izin, sigorta ve rücu mekanizmaları kurar.

Sorumluluk rejimi: kim, neyden, nasıl sorumlu?

Sorumluluk Sözleşmesi, zararı tazmin yükümlülüğünü "fırlatan devlete" yükler. Fırlatan devlet; cismi fırlatan, fırlatılmasını sağlayan veya toprağından ya da tesisinden fırlatma yapılan devlettir (m. I).

  • Yeryüzünde veya uçuştaki uçakta zarar: Kusursuz sorumluluk uygulanır (m. II).
  • Uzayda başka bir uzay cismine zarar: Kusur sorumluluğu uygulanır (m. III).
  • Birden fazla fırlatan devlet: Devletler müteselsilen sorumludur (m. V).
  • Talep yolu: Tazminat talebi diplomatik yolla ve kural olarak zarardan itibaren bir yıl içinde ileri sürülür (m. VIII ve X).
  • Talepler Komisyonu: Diplomatik görüşmeler sonuçsuz kalırsa taraflardan biri komisyon kurulmasını isteyebilir (m. XIV). Komisyonun kararı, taraflar kabul etmişse bağlayıcıdır; aksi hâlde tavsiye niteliğindedir (m. XIX).

Sözleşmeye dayanılan tek somut örnek Kosmos 954 olayıdır. Nükleer güç kaynağı taşıyan Sovyet uydusu 1978'de Kanada topraklarına düştü. Kanada, temizlik masrafları için yaklaşık 6 milyon Kanada doları talep etti. Taraflar 1981'de 3 milyon Kanada doları üzerinden uzlaştı; Talepler Komisyonu hiç kurulmadı.

Uluslararası uyuşmazlıklar nasıl çözülür?

Uzay hukukunda tek bir zorunlu yargı mercii yoktur. Uyuşmazlığın tarafı ve konusu, izlenecek yolu belirler.

YolKimler arasında?BağlayıcılıkTipik konu
İstişare (Dış Uzay Antlaşması m. IX)DevletlerSiyasiZararlı müdahale riski
Diplomatik talep ve Talepler KomisyonuDevletlerTaraflar kabul ederse bağlayıcıUzay cisminin verdiği zarar
ITU usulleriDevletler ve operatörlerITU Radyo Yönetmeliği çerçevesindeFrekans girişimi, yörünge konumu
PCA Uzay Faaliyetleri Tahkim Kuralları (2011)Devletler, şirketler, uluslararası kuruluşlarBağlayıcıSözleşme ve zarar uyuşmazlıkları
Ticari tahkim ve ulusal mahkemelerŞirketlerBağlayıcıFırlatma, uydu tedariki, sigorta
Uluslararası Adalet DivanıDevletler (yetki kabul edilmişse)BağlayıcıAntlaşma yorumu; bugüne kadar uzay davası görülmedi

Uygulamada en çok sözleşmesel uyuşmazlıklar görülür. Fırlatma sözleşmelerinde taraflar çoğu zaman karşılıklı sorumluluktan feragat (cross-waiver) hükümlerine yer verir. Uyuşmazlık da genellikle tahkim yoluyla çözülür.

Gelişen gündem

Uzay kaynakları

Ay'da ve asteroitlerde kaynak çıkarılması, sahiplenme yasağıyla birlikte tartışılır. ABD (2015), Lüksemburg (2017), Birleşik Arap Emirlikleri (2019) ve Japonya (2021), çıkarılan kaynaklar üzerinde mülkiyet tanıyan ulusal düzenlemeler yaptı. COPUOS Hukuk Alt Komitesi de 2021'den bu yana bu konuyu bir çalışma grubunda ele alıyor.

Artemis Anlaşmaları ve Ay Anlaşması

Artemis Anlaşmaları, kaynak kullanımını Dış Uzay Antlaşması m. II ile uyumlu kabul eden, hukuken bağlayıcı olmayan bir siyasi taahhüt belgesidir. Ay Anlaşması ise Ay'ın kaynaklarını "insanlığın ortak mirası" sayar ve bu kaynaklar için uluslararası bir rejim kurulmasını öngörür (m. 11).

Türkiye, Avustralya ve Hollanda gibi, hem Ay Anlaşmasına taraf hem de Artemis Anlaşmalarının imzacısıdır. Bu durum, iki belgenin nasıl uyumlaştırılacağı sorusunu Türkiye açısından da gündeme taşır. Bağlayıcı antlaşma ile siyasi taahhüt arasında bir çatışma doğarsa, devletin antlaşmadan doğan yükümlülükleri öncelik taşır.

Uzay enkazı ve sürdürülebilirlik

Yörüngedeki cisim sayısı hızla artıyor. Bu alan büyük ölçüde bağlayıcı olmayan belgelerle düzenlenir:

  • COPUOS Uzay Enkazını Azaltma Kılavuzu (2007)
  • Uzay Faaliyetlerinin Uzun Vadeli Sürdürülebilirliği Kılavuzu (2019)
  • Doğrudan yükselen uydu karşıtı füze testlerine moratoryum çağrısı yapan BM Genel Kurulu kararı (2022)

Türkiye'nin konumu

Türkiye'nin uzay alanındaki kurumsal yapısı son yıllarda hızla gelişti:

  • 2018: Türkiye Uzay Ajansı kuruldu.
  • 2021: Milli Uzay Programı açıklandı.
  • 2024: İlk Türk astronot Uluslararası Uzay İstasyonu'na gitti; yerli üretim haberleşme uydusu Türksat 6A fırlatıldı.
  • 31 Ağustos 2026: Türkiye, Artemis Anlaşmalarını imzalayan 71. ülke oldu.
  • Ekim 2026: Antalya, 77. Uluslararası Astronotik Kongresine ev sahipliği yapıyor.

Uluslararası yükümlülüklerin iç hukuka yansıması ise hâlâ tamamlanmayı bekliyor. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre bir Uzay Kanunu taslağı üzerinde çalışılmaktadır. Bu düzenlemenin özellikle şu konulara cevap vermesi beklenir:

  • Özel uzay faaliyetleri için izin ve denetim usulü (Dış Uzay Antlaşması m. VI)
  • Zorunlu sigorta ve devletin ödediği tazminat için şirkete rücu
  • Ulusal tescil kütüğü (Tescil Sözleşmesi m. II)

Sonuç

Beş BM antlaşması, uzay faaliyetlerinin temel çerçevesini hâlâ belirliyor. Ancak ticari aktörlerin yükselişi, uzay kaynakları ve yörünge kalabalığı, bu çerçevenin ulusal yasalar ve bağlayıcı olmayan belgelerle tamamlanmasını zorunlu kılıyor. Türkiye açısından öncelikli adım, bu yükümlülükleri iç hukuka taşıyacak kapsamlı bir uzay mevzuatıdır.

Kaynakça

Bu yazıdaki bilgiler genel niteliktedir ve somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş yerine geçmez.