AYM İhlal Kararının İcrası ve Yeniden Yargılama
Автор — Av. Şeyma Nur Bulut Karakulle
Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararı, uyuşmazlığın sonu değil dönüm noktasıdır. Karar elde edildikten sonra dosyanın hangi mahkemeye gideceği, başvurucunun ayrıca bir talepte bulunup bulunmayacağı ve mahkemenin karara uymaması hâlinde ne yapılacağı, çoğu zaman ihlal kararının kendisinden daha fazla soru doğurur.
Bu yazı, ihlal kararının icrasını ele alır: kararın bağlayıcılığının anayasal zemini, yeniden yargılamanın kanuni dayanağı, bu dayanağın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına ilişkin yargılamanın iadesi hükümlerinden farkı, yeniden yargılamanın kapsamı ve derece mahkemesinin karara uymaması hâlinde başvurucunun elindeki yol.
İhlal kararı ne yapar, ne yapmaz
İhlal kararı, bir temel hakkın ihlal edildiğini tespit eder. Kaybedilen davayı kendiliğinden kazanılmış hâle getirmez, derece mahkemesinin kararını doğrudan ortadan kaldırmaz ve uyuşmazlığın esasını çözmez.
Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmeder; ancak yerindelik denetimi yapamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar veremez (6216 sayılı Kanun m. 50/1). Bu sınır, ihlal kararının bir üst derece hükmü gibi okunmasını engeller.
Kararın asıl işlevi, dosyayı yeniden açtırmaktır. Bundan sonrasında uyuşmazlığı çözecek olan yine derece mahkemesidir; ancak artık ihlal kararının belirlediği çerçeve içinde karar vermek zorundadır.
Bağlayıcılığın anayasal zemini
İhlal kararının derece mahkemesi bakımından bağlayıcılığı, kanundan önce Anayasa'dan doğar. Anayasa'nın 153. maddesinin ilk fıkrası Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğunu belirtir. Aynı maddenin son fıkrası ise tereddüde yer bırakmaz:
"Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." (Anayasa m. 153, son fıkra)
Hükümde sayılanlar arasında yargı organları açıkça yer alır. Dolayısıyla bir derece mahkemesinin ihlal kararını değerlendirip uygulayıp uygulamamaya karar verme yetkisi bulunmaz; bağlılık, kararın içeriğine katılıp katılmamasından bağımsızdır.
Buna ek olarak Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrası, mahkeme kararlarının yerine getirilmesine ilişkin genel kuralı koyar: "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."
Bir mahkemenin başka bir mahkemenin kararına uymaması hâli bakımından belirleyici olan hüküm, bu ikisinden ilkidir; çünkü 153. maddenin son fıkrası bağlayıcılığın muhatapları arasında yargı organlarını da saymıştır.
Yeniden yargılamanın kanuni dayanağı: 6216 m. 50/2
Mekanizmanın tamamı tek bir fıkrada, üç ardışık cümlede kurulmuştur:
"Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir." (6216 sayılı Kanun m. 50/2)
Üç cümle, üç ayrı aşamayı düzenler: dosyanın gönderilmesi, hukuki yarar bulunmayan hâllerdeki alternatif ve yeniden yargılamayı yapacak mahkemenin yükümlülüğü.
Yargılamanın iadesi dilekçesi vermeniz gerekmez
Uygulamada en sık yapılan hata, ihlal kararı elde eden başvurucunun derece mahkemesine ayrıca yargılamanın iadesi veya yenilenmesi dilekçesi vermesi gerektiğinin sanılmasıdır. Bu yanılgının kaynağı, usul kanunlarındaki benzer hükümlerdir; ancak o hükümler başka bir mahkemenin kararlarına ilişkindir.
Hukuk yargılamasında yargılamanın iadesi sebeplerini düzenleyen HMK m. 375/1-i bendi, kararın Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olmasını arar. Ceza yargılamasında CMK m. 311/1-f bendi de aynı yapıdadır ve yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını şart koşar. İdari yargıda İYUK m. 53/1-ı bendi bakımından durum farklı değildir.
Her üç kanunda da Anayasa Mahkemesi ihlal kararı için ayrı bir bent bulunmaz. Bunun sebebi bir boşluk değil, tercihtir: 6216 sayılı Kanun m. 50/2, üç yargı kolunu birden kapsayan özel ve çatı nitelikte bir usul kuralı olarak düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi ihlal kararı verdiğinde dosya, başvurucunun ayrıca talepte bulunmasına gerek kalmadan ilgili mahkemeye gönderilir.
Farkın pratik sonucu süredir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına dayanan yolda başvurucu hem dilekçe vermek hem de süreye uymak zorundadır. Anayasa Mahkemesi kararına dayanan yolda ise başvurucuya yüklenmiş bir dilekçe veya süre yükümlülüğü yoktur.
| Ölçüt | Anayasa Mahkemesi ihlal kararı | Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ihlal kararı |
|---|---|---|
| Dayanak | 6216 sayılı Kanun m. 50/2 | HMK m. 375/1-i; CMK m. 311/1-f; İYUK m. 53/1-ı |
| Başvurucunun talebi gerekir mi | Gerekmez; dosya ilgili mahkemeye gönderilir | Gerekir; yargılamanın iadesi veya yenilenmesi talebi |
| Süre | Başvurucuya yüklenmiş bir süre öngörülmemiştir | Hukukta üç ay ve her hâlde on yıl; cezada bir yıl |
| Sürenin başlangıcı | — | Hukukta kararın kesinleştiğinin öğrenilmesi (HMK m. 377/1-b); cezada kararın kesinleşmesi (CMK m. 311/2) |
| Mahkemenin yükümlülüğü | İhlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak; mümkünse dosya üzerinden karar vermek | Yenileme sebebinin varlığını incelemek |
Dosya hangi mahkemeye gider
Kanun "ilgili mahkeme" ifadesini kullanır. Uygulamada bu, ihlali doğuran kararı veren mahkemedir; çoğu dosyada ilk derece mahkemesi.
Anayasa Mahkemesi, dosyanın gönderileceği mahkemeyi ihlal kararının hüküm bölümünde ismen belirtir. Hüküm fıkrasında yer alan bu ibare, kararın icrası bakımından başlangıç noktasıdır; başvurucunun yapması gereken, kararın bir örneğinin o mahkemeye ulaştığını takip etmektir.
Bu nedenle ihlal kararı elde edildiğinde okunması gereken bölüm yalnızca gerekçe değil, hüküm fıkrasıdır. Hangi mahkemenin görevlendirildiği, tazminata hükmedilip hükmedilmediği ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilip verilmediği orada yazar.
Yeniden yargılamanın kapsamı ve sınırı
Yeniden yargılama, dosyanın sıfırdan görülmesi anlamına gelmez. Kanun, yükümlü mahkemenin ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde ve mümkünse dosya üzerinden karar vermesini öngörür (6216 sayılı Kanun m. 50/2). Duruşma açılması, ancak ihlalin giderilmesi bunu gerektiriyorsa gündeme gelir.
Mahkemenin hareket alanı, ihlal kararının gerekçesiyle çizilir. İhlal usuli bir eksiklikten kaynaklanmışsa eksikliğin giderilmesi yeterli olabilir; buna karşılık ihlal, esasa ilişkin bir değerlendirmeden doğmuşsa mahkemenin aynı sonuca yeniden ulaşması güçleşir.
Yeniden yargılama sonunda verilen karar, yeni bir karardır. Aleyhe çıkması hâlinde olağan kanun yolları yeniden açılır; istinaf ve temyiz süreleri bu yeni karar bakımından yeniden işler.
Yeniden yargılamada hukuki yarar yoksa
Her ihlal, dosyanın yeniden görülmesiyle giderilebilir nitelikte değildir. Yargılamanın uzunluğundan kaynaklanan bir ihlalde dosyanın yeniden açılması sonucu değiştirmez; kimi hâllerde ise ihlalin konusu ortadan kalkmış olur.
Kanun bu hâller için iki seçenek sunar: başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir (6216 sayılı Kanun m. 50/2, ikinci cümle).
İkinci seçenek pratikte gözden kaçar. Anayasa Mahkemesi tazminata hükmetmek yerine dava yolunu gösterdiyse, başvurucunun zararını karşılaması genel mahkemede açacağı ayrı bir davaya bağlıdır; ihlal kararı bu davada tespit niteliğinde bir dayanak oluşturur.
Derece mahkemesi karara uymazsa
Bağlayıcılık anayasal düzeyde kurulmuş olmasına rağmen, uygulamada ihlal kararının gereğinin yerine getirilmediği durumlar ortaya çıkabilmektedir. Yakın tarihli ve kamuoyuna mal olmuş uyuşmazlıklarda bu tablo iki biçimde görülmüştür.
Birinci biçim açık direnmedir: mahkeme, ihlal kararına uymadığını gerekçelendirerek önceki kararında ısrar eder. İkinci biçim dolaylıdır: mahkeme, ihlal kararı üzerine yeniden yargılama yapmak yerine karar verilmesine yer olmadığına hükmederek dosyayı kapatır ya da dosyayı başka bir mercie göndererek sonucu belirsiz bırakır.
Her iki biçimde de hukuki durum aynıdır. Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrası bağlayıcılığı yargı organları bakımından da kurduğundan, uymama hâli kararın geçerliliğini etkilemez; ortaya çıkan, kararın uygulanmamasından doğan ayrı bir hukuka aykırılıktır.
Başvurucunun refleksi: ikinci ihlal başvurusu
İhlal kararının uygulanmaması karşısında başvurucunun elindeki asıl yol, olağan kanun yolları tüketildikten sonra yeni bir bireysel başvuru yapmaktır.
İhlal kararının uygulanmaması hâlinde Anayasa Mahkemesi’ne yeniden bireysel başvuru yapılabilir. Bu ikinci başvurunun konusu, ilk başvuruda incelenen uyuşmazlık değil, ihlal kararının icra edilmemiş olmasıdır.
Burada olağan kanun yollarının tüketilmesi şartı bir istisna tanımaz. Anayasa m. 148/3 ve 6216 sayılı Kanun m. 45/2 uyarınca, bireysel başvuru yapılmadan önce kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir. Mahkemenin verdiği karara karşı istinaf ve varsa temyiz yolları işletilmeden Anayasa Mahkemesi’ne gidilemez. Mahkeme ihlal kararına uymadığını açıkça ortaya koymuş veya karar verilmesine yer olmadığına hükmederek dosyayı kapatmış olsa dahi bu zorunluluk ortadan kalkmaz; bu hâllerde de önce olağan kanun yolları tüketilir ve direnmenin niteliği bu yollarda ileri sürülür. Tüketilmeden yapılan başvuru, başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez bulunur.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu'na şikâyet ayrı bir yoldur ve disiplin boyutuna ilişkindir. Bu yol, ihlal kararının uygulanmamasından doğan hak kaybını gidermez; başvurucunun özgürlüğünü veya mülkiyetini geri getiren sonuç, bireysel başvuru yolundan doğar.
| Senaryo | Mahkemenin tutumu | Başvurucunun adımı |
|---|---|---|
| Karar uygulanır | İhlal kararı doğrultusunda yeniden yargılama yapılır | Yeni kararın sonucuna göre hareket edilir |
| Yeni karar aleyhe çıkar | Esastan yeni bir hüküm kurulur | Olağan kanun yolları: istinaf ve temyiz |
| Açık direnme | İhlal kararına uyulmadığı gerekçelendirilir | Önce istinaf ve varsa temyiz; tüketildikten sonra yeni bireysel başvuru |
| Karar verilmesine yer olmadığı | Dosya yeniden yargılama yapılmadan kapatılır | Önce istinaf ve varsa temyiz; tüketildikten sonra yeni bireysel başvuru |
| Disiplin boyutu | — | Hâkimler ve Savcılar Kuruluna şikâyet; hak kaybını gidermez |
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi aşaması
İhlal kararının uygulanmaması, iç hukuk yollarının tüketilmesi bakımından da sonuç doğurur. Anayasa Mahkemesi'ne yapılan ikinci başvurunun da sonuçsuz kalması hâlinde, uyuşmazlık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önüne taşınabilir.
Bu aşamada dikkat edilmesi gereken, iki yolun dayanaklarının farklı olmasıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin vereceği ihlal kararı, bu kez usul kanunlarındaki yargılamanın iadesi ve yenilenmesi hükümlerini işletir: hukuk yargılamasında HMK m. 375/1-i, ceza yargılamasında CMK m. 311/1-f, idari yargıda İYUK m. 53/1-ı. Bu yolda başvurucunun talepte bulunması ve süreye uyması gerekir.
Süreler farklıdır ve karıştırılmaya elverişlidir. Hukuk yargılamasında yargılamanın iadesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiğinin öğrenilmesinden itibaren üç ay ve her hâlde on yıl içinde istenebilir (HMK m. 377/1-b). Ceza yargılamasında ise bir yıllık süre söz konusudur ve bu süre yalnızca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına dayanan yenileme sebebi bakımından öngörülmüştür (CMK m. 311/2).
Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik şartları, otuz günlük süre ve nihai kararın sonucunun UYAP üzerinden öğrenilmesiyle başlayan süre hesabı için AYM Bireysel Başvuru: Otuz Günlük Süre ve UYAP Tuzağı yazımızı inceleyebilirsiniz.
İcra takibi ve itiraz süreçleri için İcra ve İflas Hukuku, işe iade ve fesih uyuşmazlıkları için İş Hukuku, şirket kararlarının iptali için Şirketler ve Ticaret Hukuku, sınır dışı ve idari gözetim kararları için Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku sayfalarımızı; bireysel başvuru ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi süreçlerinin tamamı için AYM ve AİHM Başvuruları sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Dava süreçleri ve hukuki danışmanlık talepleriniz için iletişim formumuz üzerinden bilgi iletebilir veya Kadıköy'deki büromuzdan randevu oluşturabilirsiniz.
Bu yazıdaki bilgiler genel niteliktedir ve somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş yerine geçmez.