Limited Şirkette Ortaklıktan Çıkma ve Çıkarma
Yazar — Av. Şeyma Nur Bulut Karakulle
Limited şirkette ortaklık ilişkisi, payın devri dışında iki yolla sona erer: ortağın kendi iradesiyle çıkması veya şirketin kararı ya da mahkeme hükmüyle çıkarılması. Türk Ticaret Kanunu her iki yolu ayrı ayrı düzenlemiş, her birine farklı süreler ve farklı karar organları bağlamıştır.
Uygulamada kaybedilen hak çoğunlukla usulden kaybedilir: çıkarma kararına karşı üç aylık süre, çıkmaya katılma için tanınan bir aylık süre veya kesin yetki kuralı gözden kaçar. Bu yazı, iki yolun hangi maddeye dayandığını, kararın hangi nisapla alındığını ve ayrılma akçesinin hangi tarihe göre hesaplandığını sırasıyla ele almaktadır.
Çıkma ile Çıkarma Arasındaki Fark
Ayrım, iradenin kimden geldiğine dayanır. Çıkma, ortağın ortaklık ilişkisini kendi talebiyle sona erdirmesidir ve TTK m. 638'de düzenlenmiştir. Çıkarma ise ilişkinin ortağın iradesi dışında, genel kurul kararı veya mahkeme hükmüyle sona erdirilmesidir; TTK m. 640'ta düzenlenmiştir.
Her iki yolda da sonuç aynıdır: ortaklık sıfatı sona erer ve ayrılan kişi, esas sermaye payının gerçek değerine karşılık gelen ayrılma akçesini isteme hakkı kazanır. Farklılık, hangi tarafın hangi süre içinde hangi mercie başvuracağındadır.
| Ölçüt | Çıkma | Çıkarma |
|---|---|---|
| Kanuni dayanak | TTK m. 638 | TTK m. 640 |
| İradenin kaynağı | Ortağın kendisi | Şirket (genel kurul) veya mahkeme |
| Karar mercii | Sözleşmedeki hakka dayanıyorsa şirkete bildirim yeterli; haklı sebepte mahkeme | Sözleşmedeki sebebe dayanıyorsa genel kurul; haklı sebepte mahkeme |
| Süre | Diğer ortakların çıkmaya katılması için bir ay (TTK m. 639) | Çıkarma kararının iptali için üç ay (TTK m. 640/2) |
| Nisap | Genel kurul kararı aranmaz | Temsil edilen oyların en az üçte ikisi ve esas sermayenin salt çoğunluğu (TTK m. 621/1-h) |
| Ortak sonuç | Esas sermaye payının gerçek değeri üzerinden ayrılma akçesi (TTK m. 641) | Esas sermaye payının gerçek değeri üzerinden ayrılma akçesi (TTK m. 641) |
Sözleşmeye Dayalı Çıkma
TTK m. 638/1 uyarınca şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyabilir ve bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. Sözleşmede böyle bir hüküm yoksa ortak, yalnızca haklı sebebe dayanarak mahkemeye başvurabilir.
Sözleşmeye dayalı çıkmada dava açmak gerekmez; ortak, sözleşmede öngörülen usule uyarak çıkma iradesini şirkete bildirir. Bu nedenle şirket sözleşmesinin çıkma hükmü içerip içermediği, dosyada bakılacak ilk belgedir.
Haklı Sebeple Çıkma Davası
TTK m. 638/2 uyarınca haklı sebeplerin varlığında her ortak, şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Kanun haklı sebepleri saymamış, takdiri mahkemeye bırakmıştır. Uygulamada ileri sürülen sebepler arasında şunlar yer alır:
- Ortağın şirketin yönetiminden ve karar süreçlerinden sürekli biçimde dışlanması
- TTK m. 614 kapsamındaki bilgi alma ve inceleme hakkının düzenli olarak engellenmesi
- Yıllar boyunca kâr dağıtılmaması ve bu yöndeki genel kurul kararlarının haklı bir gerekçeye dayanmaması
- Ortaklar arasındaki güven ilişkisinin, şirketin işleyişini sürdürülemez kılacak ölçüde sona ermiş olması
Aynı fıkra, dava süresince davacının korunmasına yönelik bir tedbir imkânı tanır: mahkeme istem üzerine, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına ya da davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.
Çıkmaya Katılma: Bir Aylık Süre
TTK m. 639 uyarınca, ortaklardan biri şirket sözleşmesindeki hükme dayanarak çıkma istediğinde veya haklı sebeple çıkma davası açtığında, müdür veya müdürler bu durumu gecikmeksizin diğer ortaklara bildirmekle yükümlüdür.
Diğer ortaklardan her biri, haberin kendisine ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde aynı şartlarda çıkmaya katılabilir. Bu süre kaçırıldığında ortağın aynı olguya dayanarak sonradan katılma imkânı kalmaz; kendi başına yeni bir çıkma talebi veya davası gerekir.
Genel Kurul Kararıyla Çıkarma
TTK m. 640/1 uyarınca şirket sözleşmesinde, ortağın genel kurul kararıyla şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir. Buradaki sınır nettir: sözleşmede önceden yazılmamış bir sebebe dayanarak genel kurul kararıyla çıkarma yapılamaz.
Karar organı genel kuruldur. Haklı sebeple çıkarma için mahkemeye başvurulması, TTK m. 616/1-h uyarınca genel kurulun kanunen devredilemez yetkileri arasındadır. Şirket sözleşmesinde öngörülen sebeple çıkarma ise TTK m. 616/2-f’de düzenlenmiştir ve bu yetki, şirket sözleşmesinde öngörüldüğü takdirde devredilemez nitelik kazanır. Her iki hâlde de karar müdürlerce alınamaz; TTK m. 640/1 çıkarma kararını genel kurula bağlamıştır.
Nisap ağırlaştırılmıştır. TTK m. 621/1-h uyarınca bu kararlar, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunmasıyla alınır. İki ölçütten biri sağlanmazsa karar geçerli biçimde alınmış olmaz.
Çıkarma Kararına İtiraz: Üç Aylık Süre
TTK m. 640/2 uyarınca çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir.
Sürenin başlangıcı genel kurulun karar tarihi değil, noter bildiriminin ortağa ulaştığı tarihtir. Şirket noter bildirimini yapmamışsa süre işlemeye başlamaz. Bu nedenle dosyada önce tebligat parçasının tarihi belirlenir; dava süresi buradan hesaplanır.
Mahkeme Kararıyla Çıkarma ve Fesih Davasının Dönüşmesi
TTK m. 640/3, şirketin istemi üzerine ortağın haklı sebebe dayanılarak mahkeme kararıyla çıkarılması hâlini saklı tutar. Şirket sözleşmesinde yazılı bir sebep bulunmasa dahi bu yol açıktır; ancak karar genel kurulda değil mahkemede verilir ve davanın açılabilmesi için TTK m. 616/1-h uyarınca genel kurul kararı gerekir.
Çıkarma, haklı sebeple fesih davasının da muhtemel sonuçlarından biridir. TTK m. 636/3 uyarınca haklı sebeplerin varlığında her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir; mahkeme ise fesih istemi yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına ya da duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir. İşletmenin yaşatılması ilkesi, mahkemeye bu seçeneği tanıyan gerekçedir.
Ayrılma Akçesi ve Değerleme Tarihi
TTK m. 641/1 uyarınca ortak şirketten ayrıldığında, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkını haizdir. Gerçek değer, defter değeri veya nominal değer değildir; şirketin bilanço dışı unsurları da dâhil olmak üzere gerçek malvarlığı üzerinden bilirkişi incelemesiyle belirlenir. TTK m. 641/2, şirket sözleşmesinde öngörülen çıkma hakkı bakımından ayrılma akçesinin farklı şekilde düzenlenebileceğini kabul eder.
Değerlemenin hangi ana göre yapılacağı sonucu doğrudan etkiler. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamasına göre, mahkeme kararıyla çıkma veya çıkarma davalarında esas alınacak tarih hüküm tarihine en yakın tarihtir. Genel kurul kararıyla yapılan çıkarmalarda ise değerleme, genel kurul karar tarihine göre yapılır.
TTK m. 642 ayrılma akçesinin muacceliyetini şirketin mali durumuna bağlar. Akçe; ayrılan kişinin esas sermaye payına karşılık gelen tutar şirketin kullanılabilir yedek akçeleri ile payların gerçek değerleri arasındaki fark ile ödenebiliyorsa, ayrılan ortağın esas sermaye payı devredilebiliyorsa veya esas sermaye ilgili hükümlere göre azaltılmışsa muaccel olur. Ödenmeyen kısım, şirkete karşı sırada tüm alacaklıların sonunda yer alan bir alacak oluşturur.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Çıkma ve çıkarma davaları mutlak ticari davalardandır. TTK m. 4/1-a uyarınca Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılır; TTK m. 5 uyarınca görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
Yetki kuralı kesindir. HMK m. 14/2 uyarınca özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla bir ortağına karşı veya bir ortağın bu sıfatla diğerine karşı açacağı davalarda tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Merkezi Kadıköy'de tescilli bir limited şirkette dava İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesinde açılır; tarafların anlaşmasıyla veya şirket sözleşmesine konulacak bir yetki şartıyla bu yetki değiştirilemez. Kesin yetki, mahkemece davanın her aşamasında resen gözetilir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından talebin niteliği belirleyicidir. Ortaklıktan çıkma veya çıkarma talebi yenilik doğuran bir dava olduğundan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olmayan bu dava TTK m. 5/A kapsamındaki dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Buna karşılık ortaklık sıfatı zaten sona ermiş ve açılan dava yalnızca ayrılma akçesinin tahsiline yönelikse talep bir eda davasıdır; bu durumda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır.
Şirket alacaklarının takibi, borçlu olunmadığının tespiti ve ödeme emrine itiraz süreleri için Menfi Tespit Davası Takibi Durdurur mu? ve Ödeme Emrine İtiraz Süresi yazılarımızı, ticari uyuşmazlıkların tamamı için Şirketler ve Ticaret Hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Dava süreçleri ve hukuki danışmanlık talepleriniz için iletişim formumuz üzerinden bilgi iletebilir veya Kadıköy'deki büromuzdan randevu oluşturabilirsiniz.
Bu yazıdaki bilgiler genel niteliktedir ve somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş yerine geçmez.
Sık Sorulan Sorular
İki yol vardır. Şirket sözleşmesi ortaklara çıkma hakkı tanımışsa ortak, TTK m. 638/1 uyarınca sözleşmedeki usule uyarak çıkma iradesini şirkete bildirir; dava açmak gerekmez. Sözleşmede böyle bir hüküm yoksa ortak, TTK m. 638/2 uyarınca haklı sebebe dayanarak şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.
TTK m. 621/1-h uyarınca karar, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunmasıyla alınır. Bu bent hem haklı sebeple mahkemeye başvurulmasını hem de sözleşmede öngörülen sebeple çıkarmayı kapsar. İki ölçütten biri sağlanmazsa karar geçerli biçimde alınmış olmaz. Karar müdürlerce alınamaz; mahkemeye başvurulması TTK m. 616/1-h, sözleşmesel çıkarma ise TTK m. 616/2-f kapsamındadır.
TTK m. 640/2 uyarınca üç aydır. Süre genel kurulun karar tarihinden değil, kararın noter aracılığıyla ortağa bildirildiği tarihten işlemeye başlar. Şirket noter bildirimini yapmamışsa süre işlemeye başlamaz; bu nedenle dosyada önce tebligat parçasının tarihi belirlenir.
TTK m. 641/1 uyarınca ayrılan ortak, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteyebilir. Gerçek değer defter veya nominal değer değildir; şirketin bilanço dışı unsurları da dâhil gerçek malvarlığı üzerinden bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamasına göre mahkeme kararıyla çıkma ve çıkarma davalarında hüküm tarihine en yakın tarih, genel kurul kararıyla çıkarmalarda ise genel kurul karar tarihi esas alınır.
Dava mutlak ticari dava olduğundan TTK m. 4/1-a ve m. 5 uyarınca asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Yetki kesindir: HMK m. 14/2 uyarınca şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir ve bu yetki tarafların anlaşmasıyla veya şirket sözleşmesine konulacak bir yetki şartıyla değiştirilemez.
Talebin niteliğine göre değişir. Çıkma veya çıkarma talebi yenilik doğuran bir dava olduğundan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olmadığı için TTK m. 5/A kapsamındaki dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Ortaklık sıfatı zaten sona ermiş ve dava yalnızca ayrılma akçesinin tahsiline yönelikse talep bir eda davasıdır; bu hâlde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır.