Limited Şirket Müdürü Vergi ve SGK Borcundan Şahsen Sorumlu mu?
Yazar — Av. Şeyma Nur Bulut Karakulle
Şirketin vergi veya prim borcu ödenmediğinde, ödeme emri çoğu zaman şirketin adresine değil doğrudan müdürün kendi adresine ulaşır. Bu noktada sorulan soru tektir: şirketin borcundan kişi olarak sorumlu muyum?
Cevap, borcun türüne ve kişinin sıfatına göre değişir. Vergi borcu ile sigorta primi borcu farklı kanunlara tabidir; ortak sıfatı ile müdür sıfatı farklı sonuçlar doğurur. Bu yazı, hangi durumda hangi kanunun uygulandığını, ödeme emrine kaç gün içinde ve hangi mahkemede itiraz edileceğini ve şahsi malvarlığına hangi ölçüde haciz konulabileceğini sırasıyla ele almaktadır.
Üç Ayrı Sıfat, Üç Ayrı Sorumluluk
Limited şirkette amme borcu bakımından üç ayrı sıfat söz konusudur: ortak sıfatı, müdür yani kanuni temsilci sıfatı ve payını devretmiş eski ortak sıfatı. Bir kişi aynı anda hem ortak hem müdür olabilir; bu hâlde iki rejim birlikte uygulanır ve sorumluluk her iki kaynaktan ayrı ayrı doğar.
Aşağıdaki tablo, ortak ile müdürün sorumluluğu arasındaki temel farkları göstermektedir.
| Ölçüt | Ortak (6183 m. 35) | Müdür / Kanuni Temsilci |
|---|---|---|
| Sorumluluğun kapsamı | Sermaye payı oranında | Borcun tamamından |
| Sıfatın kaynağı | Pay sahipliği | Temsil yetkisi (şirket sözleşmesi veya genel kurul kararı) |
| Ortaklık şartı | Sorumluluk yalnızca pay sahibi sıfatına bağlıdır | Müdür ortak olmasa dahi sorumludur |
| Pay devri | Devreden ve devralan, devir öncesi borçlardan müteselsilen sorumlu (m. 35/2) | Devir sorumluluğu etkilemez; temsil yetkisinin taşındığı dönem esas alınır |
| Dönem değişikliği | Borcun doğduğu ve ödenmesi gereken tarihte ortaklar farklıysa her ikisi de müteselsilen sorumlu (m. 35/3) | Her temsilci kendi döneminin borcundan sorumlu tutulur |
| Rücu | Ödediği tutar için şirkete rücu edebilir | Ödediği tutar için asıl amme borçlusuna rücu edebilir |
Ortağın Sorumluluğu: Sermaye Payı Oranında
6183 m. 35/1 uyarınca limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumludur ve aynı Kanun hükümlerine göre takibe tabi tutulur. Sorumluluk pay oranıyla sınırlıdır; ortak sıfatı tek başına borcun tamamından sorumluluk doğurmaz.
Pay devri sorumluluğu sona erdirmez. 6183 m. 35/2 uyarınca payını devreden ve devralan kişiler, devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumludur. Bu nedenle pay devri sözleşmesi imzalanmadan önce şirketin vergi ve prim borcu durumunun tespit edilmesi, devralan bakımından atlanmaması gereken bir inceleme adımıdır.
6183 m. 35/3 dönem değişikliğini ayrıca düzenler: amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı kişiler olması hâlinde, bu kişiler alacağın ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur.
Müdürün Sorumluluğu: Hangi Kanun Uygulanır?
Kanuni temsilcinin sorumluluğu iki ayrı hükümde düzenlenmiştir: 6183 mükerrer m. 35 ve Vergi Usul Kanunu m. 10. Hangisinin uygulanacağı uzun süre tartışılmıştır.
Tartışmanın bir bölümü Anayasa Mahkemesi kararıyla kapanmıştır. Anayasa Mahkemesinin 19.03.2015 tarihli, E. 2014/144, K. 2015/29 sayılı kararıyla, 5766 sayılı Kanunla mükerrer m. 35'e eklenen beşinci ve altıncı fıkralar iptal edilmiştir. İptal edilen altıncı fıkra, Vergi Usul Kanunu'ndaki kanuni temsilci hükümlerinin mükerrer m. 35'teki sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını öngörüyordu.
Vergi ve buna bağlı alacaklarda kanuni temsilcinin sorumluluğunun dayanağı VUK m. 10’dur. 6183 sayılı Kanun mükerrer m. 35 ise vergi dışındaki amme alacakları bakımından uygulanır. Bu ayrım, hangi hükmün hangi alacak türü için işletileceğini ve buna bağlı olarak ispat yükünün kimde olduğunu belirler.
Sigorta primi borçları üçüncü bir rejime tabidir ve 5510 sayılı Kanun m. 88'de düzenlenmiştir. Aşağıdaki tablo, uygulamada en sık karşılaşılan iki rejimi karşılaştırmaktadır.
| Ölçüt | Vergi ve Buna Bağlı Alacaklar | SGK Prim Borçları |
|---|---|---|
| Uygulanan hüküm | VUK m. 10 | 5510 s. K. m. 88 |
| Sorumluluğun esası | Kusur esası: kanuni ödevlerin yerine getirilmemiş olması gerekir | İşverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluk |
| İspat yükü | İdare, verginin ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden alınamadığını ortaya koyar | Ayrıca bir kusur ispatı aranmaz |
| Şirketten tahsil edilemezlik ön şartı | Aranır | Aranmaz; şirketle birlikte doğrudan takip yapılabilir |
| Dava mercii | Vergi mahkemesi | İş mahkemesi |
Vergi Borcunda Kusur Esası ve İspat Yükü
VUK m. 10/2 uyarınca kanuni temsilcilerin ödevlerini yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır.
Hükmün belirleyici ifadesi "yerine getirmemeleri yüzünden" ibaresidir. Sorumluluk kusura bağlanmıştır: idarenin, verginin alınamamasının müdürün kanuni ödevlerini yerine getirmemesinden kaynaklandığını ortaya koyması gerekir. Müdürün savunması da bu bağ üzerine kurulur. Kanuni ödevlerin yerine getirildiği veya verginin alınamamasının başka bir sebepten kaynaklandığı ortaya konduğunda şahsi sorumluluk doğmaz.
Bu nedenle vergi borcuna dayanan ödeme emrinde, müdürün hangi dönemde temsil yetkisini taşıdığı ve o dönemde beyanname verme, defter tutma ve ödeme ödevlerinin yerine getirilip getirilmediği dosyanın esasını oluşturur.
SGK Prim Borcunda Ön Şart Aranmaz
5510 sayılı Kanun m. 88 uyarınca Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın süresinde ödenmezse; tüzel kişiliği haiz işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri dâhil üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri, Kuruma karşı işverenleriyle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Vergi borcundan ayrılan nokta burasıdır. 6183 ve VUK rejimlerinde şahsi takip için borcun önce şirketten tahsil edilememiş olması aranırken, prim borçlarında bu ön şart bulunmaz. Kurum, şirketin malvarlığının tükenmesini beklemeden şirketle birlikte müdürü de doğrudan takip edebilir.
Pratik sonucu şudur: şirketin prim borcu birikmişse, müdürün şahsi malvarlığına yönelik işlem şirket takibiyle aynı anda başlayabilir. Prim borcunda hazırlık için kalan süre, vergi borcuna göre belirgin biçimde kısadır.
Ödeme Emri: On Beş Gün ve Üç Sebep
6183 m. 58 uyarınca kendisine ödeme emri tebliğ edilen kişi, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde dava açabilir. Bu süre İcra ve İflas Kanunu'ndaki ödeme emrine itiraz süresinden farklıdır; ilamsız takipte süre yedi gündür. Aynı kişi aynı hafta içinde hem bir icra takibinin hem de bir amme takibinin ödeme emrini alabilir ve iki ayrı süreye tabi olur.
İtiraz sebepleri sınırlıdır. Kanun üç sebep saymıştır:
- Böyle bir borcun bulunmadığı
- Borcun kısmen ödendiği
- Borcun zamanaşımına uğradığı
Bu üç sebep dışındaki iddialar ödeme emrine itiraz davasında dinlenmez. Amme alacağında İcra ve İflas Kanunu'ndaki menfi tespit davası yolu da işlemez; borçlu olunmadığı iddiası, 6183 m. 58'deki dava yoluyla ve bu üç sebep çerçevesinde ileri sürülür.
Dava açmanın ayrı bir mali yaptırımı kalmamıştır. 6183 m. 58'de yer alan ve itirazında haksız çıkan borçludan reddolunan miktarın yüzde on zamla tahsilini öngören hüküm, Anayasa Mahkemesinin E. 2021/119 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve karar 02.08.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. İptalin ardından yerine yeni bir düzenleme getirilmemiştir. On beş günlük dava hakkının kullanılması, bugün itibarıyla ek bir parasal yük doğurmaz.
Hangi Mahkeme? Vergi Mahkemesi mi, İş Mahkemesi mi
Borcun türü yalnızca sorumluluğun esasını değil, dava açılacak mahkemeyi de belirler. Vergi borcuna ilişkin ödeme emrine karşı dava vergi mahkemesinde açılır. İYUK m. 37/a uyarınca yetkili vergi mahkemesi, uyuşmazlık konusu vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren, zam ve cezaları kesen dairenin bulunduğu yerdeki mahkemedir.
Sigorta primi borcunda mercii değişir. 5510 sayılı Kanun m. 88 uyarınca Kurumun 6183 sayılı Kanun uygulamasından doğan uyuşmazlıklarında, Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir.
Bunun somut sonucu şudur: Kadıköy Vergi Dairesinin düzenlediği ödeme emrine karşı dava İstanbul Vergi Mahkemelerinde açılır; aynı müdüre Kadıköy'deki sosyal güvenlik merkezinden gelen prim ödeme emrine karşı dava ise İstanbul Anadolu Adliyesindeki iş mahkemelerinde açılır. Aynı kişi, aynı şirket ve aynı dönem için iki ayrı yargı koluna başvurur. Ödeme emrinin hangi kurumdan geldiği, dosyada bakılacak ilk bilgidir.
Şahsi Malvarlığına Haciz: Maaş, Banka Hesabı, Taşınmaz
Sorumluluk doğduğunda haciz şirketin değil, müdürün veya ortağın kendi malvarlığına yönelir. 6183 m. 79 uyarınca üçüncü şahıslardaki menkul mallar ve alacaklar haczedilebilir; banka hesaplarına uygulanan hacizlerin dayanağı bu hükümdür.
Maaş haczinde 6183 sayılı Kanun, İcra ve İflas Kanunu'ndan ayrılır. 6183 m. 71 uyarınca aylıklar, ödenekler ve her çeşit ücretler kısmen haczolunabilir; haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok, dörtte birinden az olamaz. İİK m. 83'te ise yalnızca alt sınır belirlenmiş, haczolunacak miktarın dörtte birinden az olamayacağı öngörülmüştür. Amme takibinde bir üst sınırın bulunması, borçlu bakımından belirlilik sağlar.
Aynı maddede bir alt koruma daha yer alır: aylık geliri asgari ücreti aşmayan kişilerin gelirinin onda birinden fazlası haczedilemez.
6183 m. 59 uyarınca ödeme emrinde belirtilen süre içinde borcunu ödemeyen borçlu mal bildiriminde bulunmak zorundadır. m. 60 ise mal bildiriminde bulunmayanlar hakkında hapsen tazyik kararı verilebileceğini düzenler. Mal bildirimi yükümlülüğü, dava açma süresiyle aynı on beş günlük süre içinde işler; bu nedenle dava hazırlığı ile mal bildirimi birlikte planlanır.
Zamanaşımı: Beş Yıl ve Kesilme Hâlleri
6183 m. 102 uyarınca amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar.
Zamanaşımı kolayca kesilir. 6183 m. 103; ödemeyi, haciz tatbikini, cebren tahsil ve takip işlemleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilatı, ödeme emri tebliğini, mal bildirimini ve borcun ödenmesi için yapılan başvuruları zamanaşımını kesen sebepler arasında sayar. Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşından itibaren süre yeniden işlemeye başlar.
Bu nedenle zamanaşımı savunması, dosyadaki her bir işlem tarihinin ayrı ayrı incelenmesini gerektirir; borcun eski tarihli olması tek başına yeterli değildir.
Ödeme emri süreleri ve ilamsız takipte itiraz usulü için Ödeme Emrine İtiraz Süresi, borçlu olunmadığının tespiti yolları için Menfi Tespit Davası Takibi Durdurur mu?, ortaklık sıfatının sona ermesi ve pay devri için Limited Şirkette Ortaklıktan Çıkma ve Çıkarma yazılarımızı, ticari uyuşmazlıkların tamamı için Şirketler ve Ticaret Hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Dava süreçleri ve hukuki danışmanlık talepleriniz için iletişim formumuz üzerinden bilgi iletebilir veya Kadıköy'deki büromuzdan randevu oluşturabilirsiniz.
Bu yazıdaki bilgiler genel niteliktedir ve somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş yerine geçmez.